Herkes soruyor birbirine tanrı nedir, nerededir? Oysa birileri başka şeyler soruyor birbirlerine. Örneğin biri soruyor düşünce nedir, nerededir? Ötekisi yanıt veriyor. Düşünce bir balığa benzer? Nasıl yani?Balıklar nerelerde yüzer? Göllerde, denizlerde, okyanuslarda… Çoğunu kimse görmez. Görmek için sorgulamak gerekir. Nasıl yani? Düşünce nedir, diye sordun mu kendine, o an sorgulama başlar. Sonra denizlerin, okyanusların uçsuz bucaksız derinliklerine dalmak gerekir.
Balıkları bilirsiniz. Çeşit çeşit, renk renktirler. Biri ötekine benzemez. Ama bir arada yaşarlar. Kimse onları görmese de birileri onları görmek ister. Ama onların tümünü görmek için okyanusların en derinine inmek gerekir. Okyanusların derinlikleri de tehlikelidir ha. Vurgun yedi mi ölüp gidersiniz.
Düşünce okyanuslardadır. Öyle ağ atayım da ağıma gelsin misali değildir. Dalmak gerekir derine… Daldıkça yeni yeni balıklar çıkar karşına. Onları yemek değil, onlara dokunmak istersiziniz önce ve seversiniz, okşarsınız.
Sorgulayan insan yetinmez; daha da derinlere inmek ister. Derinlere indikçe daha değişik balıklar görürsünüz. Güneş ışığının zor yetiştiği o derinlikler… O derinliklere indikçe daha da derinlere inersiniz. Sonra ulaşırsınız Abis’e. Abiste bulunan canlıları hiç kimse görmemiştir. Ve siz artık görmüşsünüzdür o abiste yaşayan balıkları. Artık abis’in yolunu bulmuşsunuzdur.
O günden sonra abis canlısı olursunuz. Düşüncenin öyle ağ atayıp da yakalayayım cinsinde olmadığını öğrenirsiniz. Sorgulamanın sizi nerelere dek götürdüğünü görürsünüz. İşte düşünceye varmak ve onu gün yüzüne çıkarmak böyle tehlikeli ve böyle ölümcül bir görevi üstlenmekten geçmektedir.
Düşünce koskoca bir deryadır. Sınırsız ve sonsuzdur. Onu siz yaratmazsınız, yalnızca gün yüzüne çıkarabilirsiniz. Ama birileri bunlardan habersiz yaşar. Atar biri oltasını Galata Köprüsü’nden haince yakalamaya çalışır balıkları. Sorgulamaktan da değil ha… Karnını doyur
mak için! Bilinci oluşmayanlar beyinlerini değil, haz için midelerini doyururlar. Bu yüzden denize oltasını salarken, göğe bakıp tanrıya yalvarırlar.Düşünce denizdedir, okyanuslardadır. Dalmak için sorgulamak, varmak için kararlılık gerekir. Dürüstlük gerekir, gerçekçi olmak gerekir ve canlıları ve kendini sevmek gerekir. Abis Canlısı olmak için en başta bilinç olması gerekir. Bilinci olmayanlar sığ sularda olta atarlar denize. Göğe bakarlar ama denizden alırlar paylarını. Hani gökten düşse birkaç balık denize de bakmayacaklar ya. Ya denize yukardan düştüklerinde ne yapacaklar. Hangi tanrı kurtaracak ve hangi tanrı oltasını veya ağını atacak.
Düşünce balıklara benzer. Bu balıkları görmek için okyanusların en derinine inmek ve abise varmak gerekir. Kısacası abis canlısı olmak gerekir.





